BİN YILLIK
MESELE

Sancak Oyunu, Cenevre Masası ve Tehir Edilen Adalet

I. KÖKLER VE HAKİKAT

Bayırbucak Türkmenlerinin tarihi, son on yılın jeopolitik krizleriyle veya 2011'de başlayan savaşla başlamaz. Bu tarih, 11. yüzyılda Orta Asya'dan kopup Anadolu'ya, Halep sancağına ve Akdeniz'in bu stratejik kıyılarına yerleşen Oğuz boylarının bin yıllık varoluş hikayesidir.

Halep Vilayeti Haritası
Halep Vilayeti İdari Haritası, 1900'ler başı.

Yavuz Sultan Selim’in Mercidabık zaferinden (1516) çok önce bu topraklarda Türkçe konuşuluyordu. Amanos Dağları'nın güney yamaçlarından Lazkiye kıyılarına kadar uzanan bu hat, Osmanlı idari taksimatında Halep Vilayeti'ne bağlı olsa da, sosyolojik ve kültürel olarak her zaman Anadolu'nun doğal bir uzantısı olmuştur.

"DEMOGRAFİK MÜHENDİSLİK"

Bir halkı kağıt üzerinde yok etmenin ilk adımı.

II. SANCAK OYUNU

Birinci Dünya Savaşı sonrası Fransız Mandası döneminde, tarihin gördüğü en sinsi idari manipülasyonlardan biri sahneye kondu. Biz buna arşivlerde "Sancak Oyunu" diyoruz.

Fransız yönetimi, İskenderun Sancağı'nın (bugünkü Hatay) gelecekte Türkiye'ye katılma ihtimalini öngörüyordu. Sancak sınırları içinde yapılacak bir halk oylamasında (plebisit) Türk nüfusunun oranını düşürmek zorundaydılar.

Stratejik Hamle

"Türk nüfusunun yoğun olduğu Bayır, Bucak ve Hazine nahiyeleri, coğrafi bütünlüğe aykırı olarak Sancak yönetiminden koparıldı ve kağıt üzerinde Lazkiye'ye bağlandı."

Bu hamleyle, Hatay davası masaya geldiğinde on binlerce Türkmen, "Sancak sınırları dışında" gösterilerek denklemden çıkarılmak istendi.

III. DİPÇİK ALTINDA DİRENİŞ

1936-1937 yılları, Bayırbucak için bir kırılma noktasıydı. Türkiye'de Atatürk'ün "Hatay benim şahsi meselemdir" çıkışı yankılanırken, Bayırbucak köylerinde Fransız askerlerinin ve yerel milislerin baskısı (o günkü tabirle 'Dipçik Zulmü') artıyordu.

Suriyeli Jandarmalar Soyguna Başladılar: Bayır, Bucak Türkleri Dipçik Altında!

— TAN GAZETESİ MANŞETİ (19 Mart 1937)

Buna rağmen halk sinmedi. Köy odalarında toplanan imzalar, gizlice sınırdan geçirilen mektuplar ve Ankara'ya gönderilen telgraflar tek bir şeyi haykırıyordu: "Biz Hatay'ın parçasıyız, bizi ayırmayın."

CENEVRE, 1937

Milletler Cemiyeti Masasında Bir Dosya

IV. CENEVRE MASASI

Mart 1937. İsviçre'nin Cenevre kenti. Milletler Cemiyeti salonlarında Türk ve Fransız diplomatlar karşı karşıya. Masadaki haritalarda Bayır ve Bucak nahiyeleri kırmızı kalemle işaretlenmiş durumda.

Türk heyeti, nüfus kayıtlarını masaya vurdu. 17 Mart 1937 tarihli Yeni Asır gazetesinin de belgelediği üzere, bölgede 21.321 Türk yaşıyordu ve bu nüfusun kaderi Lazkiye'ye terk edilemezdi.

Ancak diplomatik pazarlıklar acımasızdı. Hatay'ın ana gövdesinin kurtarılması (bağımsızlığı) stratejik öncelikti. Fransa, Hatay'ın bağımsızlığını kabul etme karşılığında, Bayırbucak üzerindeki "Lazkiye'ye bağlılık" iddiasından vazgeçmedi.

V. TEHİR EDİLEN DAVA

Dava kaybedilmedi, sadece "tehir edildi" (ertelendi). 1939'da Hatay Anavatana katıldığında, sınırın hemen güneyinde kalan Bayırbucak Türkmenleri için hüzünlü ama onurlu bir bekleyiş başladı.

TARİHİN NOTU

"Bayır, Bucak gibi yüzde yüz Türk olan parçaların Sancaktan ayrılmamasını Türk Hükümeti istemiştir... Bu dava kapanmamıştır." (Cumhuriyet, 1938)

Bugün bu dijital arşiv, o gün Cenevre masasında yarım kalan cümlenin tamamlanmasıdır. Bu site, sadece bir tarih anlatısı değil, coğrafi sınırlarla bölünse de gönül coğrafyasında asla bölünmemiş bir milletin hafıza kaydıdır.